ROMA’DA YEMEK KÜLTÜRÜ
ROMA’DA
YEMEK KÜLTÜRÜ
Romalılar
eğlence hayatına, yemeğe çok düşkündüler. Ziyafetleri ve şölenleri 18 saate kadar
oldukça uzun sürerdi. Bu kadar uzun süre yemek yiyebilmek için bazen kusma
odalarında (Vomitoria) kusar, böylece midelerinde yer açarlardı. Bugün
yediğimiz birçok şeyin aynısını yerlerdi. Sebze ve meyveye çok düşkündüler. Baklagiller
çok yenirdi. Mercimek çorbası Roma ordusunun başlıca yiyeceğiydi. Bazı
baklagillerin ve hayvanların adlarını sülale adı olarak kullanırlardı.
Cicero: Nohut
Fabius: Bakla (Latince Faba, Grekçe
Fava, Türkçe’de fava mezesi)
Phaseolus: Fasulye
Lentulus: Mercimek
Pisolus: Bezelye
Ovidius: Koyun
Porcius: Domuz
Caprilius: Keçi vs.
Temel 3 öğün bulunurdu: Ana öğünün adı
Cena idi. Bu önceleri öğle saatlerine rastlarken sonraları akşam yemeğinin
adı olur.
Jentaculum: Kahvaltı, çok erken
saatlerinde yapılır. Genellikle, ekmek, peynir, zeytin ve
Kurutulmuş meyveler yenilir.
Prandium: Öğle Yemeği, genellikle hamamdan önce, günün 6.
saatinde (Günün başlangıcı bugünkü saat 7’de sayılırsa, 6 saat sonrası saat 13
olur) yenilen öğle yemeğidir. Bir gece önceden kalan etler, sebze, meyve ve
şaraptan oluşur.
·
Cena: Akşam yemeği, akşam
Romalıların en önemli zaman dilimidir. Villalarda bunun için özel bir oda
“Triclinium” vardı. Bir yemek masasının etrafını çevreleyen “U” şeklinde 8 9
kişilik divanlarda uzanarak yerlerdi. Grekler gibi uzanarak yemek zenginlik ve
sosyal üstünlük göstergesi sayılmıştır (Roma’ nın kuzey eyaletlerinde bu adet
hiç görünmez)
Akşam yemeği, genellikle üç aşamadan
oluşur;
a. Gustatio (Ordöv): Atıştırmalıklar. Başlangıç içkisi olan sert şaraba ya
bal katarak (Mulsum) veya biber, safran ekleyerek (Conditum)
başlanırdı.
b. Primae Mensae (Birinci Masa, yemek): Köleler ortalığı temizler, parfümler
serpilir, konuklar çiçeklerden yapılmış çelenklerle süslenir. Konuklar kendi
aralarında bir şölen kralı (Rex) ya da konuk başı (Magister convivii)
seçerler ve seçilen kişi Comissatio adı verilen şarap şöleni boyunca
şarabın suyla karıştırılma oranını ve nasıl içileceğini belirler. Genellikle
sırayla içilir ve sıra defalarca döner. İçen kişi “Propino Tibi” Sana
yakınım (içiyorum), “Vivas”, “Bene” gibi iyilik ve sağlık dilekleriyle
kadehi bir dikişte bitirir. Eğlenceler düzenlenir. Müzik, okuma, dans eden
kızlar, akrobatlar ve tiyatro gibi etkinlikler yapılır. Homeros, ve
Vergilius’tan parçalar ya da müzik eşliğinde lirik şiirler okunurdu.
c. Secundae Mensae (İkinci Masa, yemek): Sade ve basit yiyeceklerden oluşurdu.
Meyve, kuru yemiş ve bazen de ballı pastalar, tatlılar ikram edilirdi.
AKŞAM YEMEK ÇEŞİTLERİ
Akşam yemekleri amaca göre
farklılıklar gösterir. Bazıları:
Cena Recta: Resmi akşam yemekleri, triclinium
dışında, önemli kutlamalar için,
Cena Publicae: Halk yemekleri
Cena Nuptialis: Evlilik tören yemekleri
Cena Novendialis: Cenaze yemekleri
Cena Aditialis: Makam veya terfi kutlama yemeği
Cena Adventicia: Uzak bir sefer dönüşü yenen yemek
İnsula’larda yaşayan orta
sınıf esnaf, işçiler böyle lüks yemekler, törenler yapamazlardı. Burada
yaşayanların, genellikle mutfakları olmadığı için sokak satıcılarından
karınlarını doyururlardı. Fast food yiyeceklerin satıldığı yerlere, Thermopolium
denir (sıcak yiyecek yeri) Sokak satıcıları, yüzleri dışarıya dönük
duvar tezgahlarında sıcak ve hazır yiyecekler satardı. Bunlar genellikle, her
türlü tatlı ve kavrulmuş çerezler, hamur işleri, köfte, sosis, sakatat, pişmiş
bakliyatlar ve basit yiyeceklerden oluşurdu. Fakir halk önceleri bir buğday
bulamacı olan Puls yerken sonraları mayalı ekmek yemeğe başlarlar.
Fakirlerin yemeklerinden biri polenta idi. Her türden insanın temel
gıdasıydı, kaba öğütülmüş buğday unundan hazırlanırdı. (Şimdi İtalya’da hala
yapılmakta ama mısır unu kullanılıyor). Ekmek üretimi şimdikiyle aynı idi. Tahıldan
ekmek oluşumuna hatta dükkanlara taşınmasına kadar ekmek üretimini detaylı
gösteren bir fırıncının mezar frizleri günümüze ulaşmıştır.
Romalı yazarlarca yazılmış ve günümüze
ulaşmış en önemli eser, ünlü Romalı gurme
Apicius’un “De Re Coquinaria - Mutfağa Dair” adlı kitabıdır.
·
Vitruvius
mimarlık üzerine adlı kitabında Tricilinium’un detaylarını verir: uzunluk
genişliğin iki katı olmalı der. Ayrıca kış tricilinium’u batıya, sonbahar
tricilinium’u doğuya, yaz tricilinium’un
ise kuzeye bakması gerektiğini yazar. Bu gösterişli zengin evlerde mevsimlik
yemek salonlarının var olduğunu gösterir, Pompeii ‘de buna uygun evler bulunmuştur.
·
Romalılarda
Greklerden farklı olarak kadınlar da yemek şölenlerine (Convivium-birlikte
yaşam, bayram) katılırlardı.
·
Konuklara
Mappa denilen büyükçe bir peçete verilirdi, bazı konuklar kendi mappa’larını
beraberlerinde getirir, beğendiği çörek, tatlı vs. sararak evine götürebilirdi.
·
Romalılarda
mutfak Atrium’da bulunurdu, daha sonraları mutfak ayrılmış, yeni bir bölüm
olarak Culina - Coquinarius ortaya çıkmıştır.
·
Vezüv
Yanardağının patlamasıyla küller altında kalan Pompei ve Herculaneum’da birçok
yiyecek hiç bozulmadan aynen bize ulaşmıştır (hurma ,ceviz, buğday, ekmekler vs.).
·
Avrupa’daki
Roma askeri kamplarında çok miktarda Akdeniz ürünlerinin bulunması bu gibi doğuya
ait ürün ticaretinin tüm Roma’ya yayıldığını gösterir (Ör. Almanya Köln-Neuss’daki Roma askeri kampında
Akdeniz ürünleri bolca bulunmuştur).
·
Karadeniz’in
(Giresun) kirazı İ.Ö.74 Yılında Senatör Lucullus tarafından Roma’ya götürülür, İ.S 1.YY’da da Anadolu’dan götürülen şeftali
ve kaysı Roma’da yaygınlaşır. Yine ayni şekilde fındık, ceviz, badem ve fıstık
aşılama yöntemiyle yetiştirilir.
·
Bugüne
benzer şekilde yapılan havuzlarda deniz ürünleri üretilirdi.
·
Yemeklere narenciye, çiçek aroması katmak için
kullanılırdı.
·
Bugün bildiğimiz birçok baharatı kullanırlardı. Nane, kekik, defne, adaçayı, kişniş, rezene, adaçayı, kimyon. Bir zenginlik göstergesi ve oldukça
pahalı ithal ürün olan karabiber de içeceklerden tatlıya her türlü yemekte
kullanılırdı.
·
Bal tatlı yapmak için de kullanıyordu ve afrodizyak
olarak kabul ediliyordu.
·
Romalıların
çok kullandığı liquamen dedikleri sos çeşitleri çok ünlüdür.
Anlamı sıvılaştırma olan liquameni tuz yerine
kullanırlar. Bu soslardan en ünlüsü olan Garum çürütülmüş balıktan
yapılmaktaydı. Garum, birçok
yemekte kullanılan fermente edilmiş bir balık sosuydu. Hazırlanışı oldukça zor ve kötü
kokuludur.
·
Her
çeşit sıcak soğuk yemekleri zeytinyağıyla pişirirler. Romalılar tereyağını
barbarlara özgü olduğundan hiç kullanmamışlardır.
·
Hafif
şarabın toprağa gömülerek, sert şarabın ise havadar yerde korunması öğütlenir. Vinum
Piperatum veya Conditum (biberli
-baharatlı) adındaki karabiberli şarap çok sevilirdi.
·
Roma,
yemek pişirme yöntemleri de günümüzde halen Avrupa’da yaşamaya devam ediyor:
Akdeniz ülkelerinin ünlü yemeklerinden bazıları Paella, Cassoulet (Kesule)
güveç, Bouillabaise (Buyabes) sebzeli, safranlı balık çorbası, Cioppino
(Çopino) deniz ürünleri yahnisi, Tian toprak güveç, Roma mutfak
sanatının kalıntılarıdır.
İMPARATORLARIN YEMEK ZEVKLERİ
·
Augustus
(İ.S 1.yy) bıldırcın, sülün ve keklik gibi av etleri severdi.
·
Nero (İ.S
1.yy), abartılı ziyafetleri ve yemeği çok seven bir imparator idi. Tavus kuşu dili ve flamingo eti gibi nadir etlere ve
de pırasaya düşkün idi.
·
Tiberius
(İ.S.1.yy) hıyarı ve Apicius Çorbasını sık sık yediği söylenir.
·
Vitellius ( İ.S.1.yy) çok obur, ziyafetlere ve
şölenlere aşırı para harcardı.
·
Claudius (İ.S.1.yy) salyangozdan hoşlanırdı. Mantar
çeşitlerine de düşkünlüğüyle de tanınıyordu, erken ölümüne zehirli bir mantar
neden olmuş olabilir.
·
Hadrianus:(İ.S
2.yy) Sosisleri severdi
·
Elagabalus (İ.S 3.yy), deve topuğu ve beyni gibi
egzotik yemekli ziyafetlerden hoşlandığı biliniyor.
NOTLAR
1.
Apicius
-De Re Coquinaria
(İ.S 1.YY Tiberius zamanı ): İlk yemek kitabı sayılır. Apicıus’un yemeğe düşkün
zengin bir tüccar olduğu sanılıyor. Kitapta 10 bölümde 470 tarif vardır. Kitap
Avrupa yemek kültürünün kaynağı kabul edilmektedir.
2.
Lucullus
(İ.Ö. 1.yy): Pontus
kralı 6.Mithradates’i yenen Roma Generalidir. Anadolu’dan elde ettiği
ganimetlerle çok zengin olur, Roma’da lüks içinde yaşar (lüks kelimesinin onun
adından türetildiği söylense de, etimolojik olarak teyit edilemedi).
3.
Şölen: Dede Korkut’ta geçen Türkçe kelime, şölin,
şorba, çorba aynı kökenden
4.
Mappa: İng. Map harita’nın kökeni, haritaya
önceleri mappa mundi (dünya) deniyordu. Herhalde masaya çarşaf gibi
serildiğinden olsa gerek, sonraları sadece Mappa - Map olur.
Alm. Mappe
dosya, klasör, evrak çantası vs,
5.
Culina:
Culinary (şimdiki
anlamı mutfakla ilgili, mutfak sanatı); İt. Cucina, İng. Kitchen, Holl. Keuken, Alm Küche
olmuştur.
6.
Peçete: İt. Pezzo, parça, pezzetto (petsetto
okunur) parçacık, bu da dilimizde Peçete olur.
7.
Garum: Yemeklere lezzet katmak için
kullanılan balıkların sindirim sisteminden elde edilen bir sostu. Bunun
benzerine Asya’da rastlanmaktadır. Tayland’da “Nam Pla”, Vietnam’da "Nuoc Mam", Endonezya’da "Petis İkan" Kamboçya’da
"Pradok" sosları gibi.
8.
Makarnanın kökeni Etrüsklere kadar uzanır. Bir
Etrüsk mezarında makarna yapımını tasvir eden bir duvar resmi görülür. Bu
resimde aşçılar, oklava ve kesme makinesi gibi aletlerle un ve suyu karıştırarak
makarna yapamaktalar.
9. Şeker ancak
11.yy’da Haçlılar tarafından “Tatlı tuz” denerek Avrupa’ya götürülür.
10. Phaselis antik kentinin
adının Fasulye’den geldiği sanılmaktadır.
CELAL KÜÇÜK